|
Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Bazı kişiler için birçok faktörün depresyona yol açtığı görülür, diğerleri için ise tek bir faktör depresyona sebebiyet verebilir. Bazı vakalarda, hiçbir rahatsızlığı olmayan ancak ailede bir ölüm ya da ani bir hastalık gibi önemli bir olayla baş etmeye çalışan kişiler depresyona yakalanabilir. Diğer başka vakalardaysa, kişiler herhangi belirgin bir sebep olmaksızın depresyona yakalanabilir. Hangi faktörler etki ederse etsin, depresyonun teşhis ve tedavi edilmesi gerekir. Klinik depresyonun her yaştan insanı etkileyebileceğini unutmamak önemlidir.
Depresyona katkıda bulunan mekanizmalar tam olarak anlaşılmasa da depresyona meyilli olan kişilerde, dönemin tetikleyicisinin stres olduğu görülmektedir. Aşırı stres ciddi bir kayıptan kaynaklanabilir. Yakın bir aile üyesinin ya da bir arkadaşın ölümü, kronik bir hastalık, özel bir ilişkide yaşanan sorunlar, mali zorluklar ya da hayatın akışında hoş karşılanmayan herhangi bir değişiklik depresyona katkıda bulunan faktörler olabilir.
Boşanma, özellikle çocuklar ve vasilikle ilgili anlaşmazlıkları da beraberinde getiriyorsa, bir depresif dönemi tetikleyebilir. Tecavüze ya da başka bir cinsel suistimale maruz kalmak gibi travmatik olaylar, daha sıklıkla kadınların başına gelir ve ciddi veya ağır bir depresyonun tetikleyicisi olabilir. Olumlu olaylar da depresyonu tetikleyebilir. Örneğin, olumlu bir hayat değişikliğiyle bağlantılı olabilecek endişe bile depresyona sebebiyet verebilir.
Depresyon hastası olan birinin ailesindeki herhangi bir kişide de depresyon görülebilme olasılığı genelde yaygındır. Bu durum birçok diğer zihinsel hastalık için de geçerlidir. Depresyon hastası bir kişinin akrabaları, normalden daha fazla depresyon riski altındadır. Bunun en büyük destekleyici delili ikizler üzerinde yapılan araştırmalardan gelmektedir. Bu tip çalışmalarda depresyonun yalnızca tek bir ikizde mi, yoksa her iki ikizde birden mi görüldüğü olgusu araştırılmıştır. Tek yumurta ikizlerinin yaklaşık %40’ında, her iki ikiz de depresyondan şikayetçi olmaktayken, çift yumurta ikizlerinde bu oran yaklaşık %17 civarında görülür. Bu fark, tek yumurta ikizlerinin aynı genetik yatkınlığa sahip olmalarından kaynaklanır. Muhtemel olarak depresyona olan hassasiyet ya yakalanma yatkınlığı, stresi de içeren bir takım diğer faktörlerle birlikte etki gösteren çeşitli genlerin etkisinden kaynaklanmaktadır. 
|
Olumsuz düşünce modelleri olan, kötümser olan, öz güveni düşük olan, her şeyden endişe eden veya hayat olayları üzerinde fazla kontrolleri olmadığını düşünen kişilerin klinik depresyona yakalanma ihtimalleri daha fazladır.
Depresyonu olan kişilere uygulanan beyin görüntüleme teknolojileri, beynin, ruh hali, düşünce, uyku, iştah ve davranışlardan sorumlu bölümlerinin uygun işlevlerini yerine getiremediğini ortaya çıkarmıştır. Bu görüntüleme teknolojileriyle uzmanlar, depresyonlu olan kişilerde, nörotransmiter (sinir ileticisi) olarak da adlandırılan, beynin önemli kimyasallarının faaliyetlerinin etkilendiğini gözlemlemiştir. Bu kişilerde nörotransmiter seviyeleri ya azalmış ya da artmıştır. Bilim insanları, nörotransmiterlerdeki bu değişikliklerin, klinik depresyona sebebiyet verdiğine ya da katkıda bulunduğuna inanıyorlar.
Östrojen ve progesteron hormonu seviyelerindeki değişikliklerin, kadınların ruh hali üzerinde önemli bir etkisi olduğu görülür. Bu gibi değişiklikler, depresyona bağlı olduğu tespit edilen bir takım olayların gerçekleşmesi sonucu oluşur, bunlar arasında adet dönemi ve doğum sonrasını takip eden süreçte, lohusa sendromu da denilen ve birçok kadının olumsuz bir ruh hali yaşadığı olaylar da bulunur. Bu tip hafif depresif ruh halleri anormal bir durum oluşturmaz ve genelde tedaviyi gerektirmeden, kısa bir süre içinde ortadan kalkabilirler.
Birçok kadın doğum sonrası depresyona yakalanır. Bu kadınlar, doğum yaptıktan sonra daha uzun süren ve daha şiddetli olan bir depresyon çeşidi yaşarlar. Bazı vakalarda, bu kadınların psikolojik danışmanlığa ve antidepresan ilaçlarına gereksinimleri olabilir. Eğer bebek emzirme evresinde depresyon şikayetiniz varsa ve ilaç kullanımına ihtiyaç duyuyorsanız, bu konuyu mutlaka doktorunuza söyleyin. Doğum öncesinde depresyon geçirmiş olan kadınlarda, doğum sonrası depresyonuna yakalanma riski daha fazladır. Hormon seviyelerini değiştirmek suretiyle etki gösteren doğum kontrol haplarıyla kadınlardaki depresyon vakaları arasında bir bağlantı kurulmuştur.
Depresyon, bazı reçeteli ilaçların kullanımından ya da diğer hastalıklardan kaynaklanabilir. Kireçlenme, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon veya kanser tedavisi için verilmiş olan bazı ilaçlar, bir yan etki olarak depresyona sebebiyet verebilir. Bu yan etkiler hemen ortaya çıkmayabilir. Alkol kullanımı da depresyonla ilgili olarak, yalnızca bir sebep değil, aynı zamanda bir semptom olarak da bağlantılı bulunmuştur. Özellikle bazı ilaçlar ya da uyuşturucularla birlikte kullanıldığında alkolün kendisi bir antidepresan olarak etki gösterir. Kokain benzeri bazı uyuşturucular da depresyonla bağlantılı bulunmuştur. 
|
Parkinson hastalığı, inme ve hormonal bozukluklar gibi rahatsızlıklardan şikayetçi olan hastalarda da sıklıkla depresyon semptomları görülebilir. Tiroit hastalığı gibi tıbbi rahatsızlıklar da depresyona sebebiyet verebilir; bu nedenle, depresyon tanısı konulmadan önce hasta mutlaka bir tıbbi muayeneden geçirilmelidir. Depresyon, B12 vitamininin düşük seviyelerde olması gibi beslenme faktörlerinden ya da kötü beslenme alışkanlıkları veya regl sebebiyle oluşan demir eksikliğine bağlı kansızlıktan etkilenebilir.
Mevsimsel duygudurum bozukluğu (SAD) olan kişiler, kış yaklaştıkça ve günler kısaldıkça depresyona girebilirler. Bazı uzmanlar, gün ışığı alımındaki azalmanın beyindeki bazı kimyasalların dengelerini etkileyerek, depresyon semptomları oluşmasına yol açtığına inanıyor.
Depresyonun Semptomları hakkında daha fazla bilgi edinin.
|