|
Giriş
Herkes endişeli olmanın nasıl bir durum olduğunu bilmektedir:
- Bir trafik kazası geçirmek üzereyken kalbinizin küt küt atması
- Bir konuşma ya da gösteri yapmadan önce midenizde kelebekler uçuşması
- Patronunuz kızdığında hissettiğiniz gerginlik
- Bir iş görüşmesinden önce yaşanan ağız kuruluğu
- Ödenmeyen yüklü bir faturayı hatırladığınızda midenizde hissettiğiniz düğüm
Anksiyete ve kaygı hayatın normal bir parçasıdır. Söz konusu olan bir iş ya da bir spor müsabakasının sonucu olsa da pek çok kişi işlerin nasıl sonuçlanacağı konusunda kaygılanma eğilimindedir. Anksiyete yaygın bir insan duygusudur ve ortalama derecedeki endişe faydalı olabilmektedir. Endişe, güç bir durum için gereken tam olarak doğru yanıtı üretmektedir. Endişe kişinin bir sınava hazırlanması, bir yazıyı ya da resmi tamamlaması ya da bir konuşma yapması için onu motive edebilir ve yüksek kalitede bir iş çıkarması ve bunu iyi bir şekilde yapması için kişiye ilham verebilir.
Endişe, zor ya da tehdit unsuru oluşturan durumlar ile yüzleşmemizi sağlar, bizi harekete geçirir ve mesele ile baş etmemizi sağlar. Bir durumun algılanmasında yaşanan tedirginlik normaldir; ancak anksiyete bozukluğunuz varsa, fazla endişe performansınıza zarar verebilir. Anksiyete bozukluğu olan kişiler endişe duyguları ile baş etme ya da bunu azaltma yolları bulamayabilirler. Endişeleri, gündelik aktivitelere katılamayacakları kadar çok olabilmektedir. Fazla endişe midenizde hissettiniz kelebeklerden çok daha fazlasıdır. Bu, kişilerin hayatlarına zarar veren gerçek, tıbbi bir hastalıktır.
Endişe bozuklukları davranış, düşünce, duyguları ve fiziksel algılamaları etkileyen; ancak yine de tedavi edilebilen bir grup yaygın hastalıktır. Bu hastalıkların arasında aşağıdakiler gibi çok farklı durumlar yer almaktadır.
Bütün bu bozuklukların temelinde, büyük ölçüde anksiyete yer almaktadır. Anksiyete semptomları tedirginlikten, kontrolsüz korku nöbetlerine kadar uzanabilmektedir.
Diğer birçok hastalık gibi, anksiyete bozukluklarının çoğu zaman bir biyolojik sebebi vardır ve genellikle ailenin diğer üyelerinde de görülmektedir. Uzmanlar, anksiyete bozukluklarının biyolojik ve çevresel faktörlerin bileşiminden kaynaklandığını düşünmektedir. Bu açıdan bakıldığında, anksiyete bozukluğunun kalp hastalığı ve diyabet gibi durumlardan bir farkı bulunmamaktadır.
Fakat anksiyete bozukluğu olan çoğu insana, gerekli profesyonel bakımı gördükleri takdirde yardımcı olunabilmektedir. Hiç bir şey garanti değildir ve başarı oranları anksiyetenin tipi ve şiddetine ve kişinin durumuna bağlıdır. Tedavinin süresi de ayrıca farklılık gösterecektir. Bazı kişiler sadece birkaç ay tedaviye ihtiyaç duyarken, diğerlerinin bir yıl veya daha uzun bir süre boyunca tedavi görmesi gerekebilir. Psikiyatristler sıklıkla psikoterapi ve ilaç tedavisini içeren kombine bir tedavi önerecektir.
Anksiyete bozuklukları tüm ülke ve kültürlerde sıklıkla görülmektedir. Yetişkinlerin %16'sının bir tür anksiyete bozukluğundan etkilendiği düşünülmektedir. Özellikle panik bozukluğu ve agorafobi, yüksek bir intihar teşebbüsü ile ilişkilendirilmektedir.
Panik ataklar ve panik bozukluk hakkında daha fazla bilgi edinin.
|